ATATÜRK ve LAİKLİK





Lâiklik kelime anlamı itibariyle din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasıdır. Lâikliğin temel amaçlarından birisi din ve inanç hürriyeti ile toplumsal barışı sağlamaktır. Yani ne inançlı olanın inançsızı, ne de inançsız olanın inançlıyı kendi inanç ve görüşlerine zorlamamasıdır....
Lâik sistemde, kişilerin başka kişilere tahakkümü kabul edilemez. Yani Lâik sistemde yaşayan herkesin birbirinin inancına saygı göstermesi Lâikliğin olmazsa olmaz şartlarındandır..
İslamiyet bu konuda son derece hoş görülüdür. Yüce kitabımız Kur'an-ı Kerim'de Şöyle buyurmaktadır;
'Dinde Zorlama Yoktur' (Yunus Suresi)
Bir başka ayette ise;
'Rabbin dileseydi, yeryüzünde bulunanların hepsi topyekün iman ederlerdi. O halde insanları inanmaya sen mi zorlayacaksın?' (Bakara Suresi)
Görüldüğü gibi Lâiklik dinsizlik olmadığı gibi en geniş anlamda, din ve vicdan hürriyetinin de sigortası konumundadır.
O hâlde herkesin işine geldiği şekilde anladığı Lâiklik tartışmalarını bırakıp! Başbuğ Atatürk'ün ortaya koyduğu Lâiklik ilkesinin özünü ve önemini anlamaya çalışalım.
Atatürk'ün ortaya koyduğu Lâiklik dinsizliği de din istismarcılığınıda kesinlikle reddeder. Bu durum Başbuğ Atatürk'ün bütün söylev ve demeçlerinde açıkça görülmektedir.
- -'(...) Din Lüzumlu bir müessedir.'
- -'(...) Dinsiz Milletlerin devamına imkan yoktur.'
- -'(...) Türk Milleti daha dindar olmalıdır'
- -'(...) Din bir vicdan meselesidir, herkez vicdanına uymakta serbesttir'
'Türkiye'de esasen mürteci yoktu ve yoktur. Vehim vardı vesvese vardı. Bundan sonra yalnız birşey hatıra gelebilir. o da, adi politikacıların hasis ve menfaatpereslerin, o vehim ve hayali uyandırmaya çalışması, o yüzden hırslarını tatmin ve menfaat düşüncesinden ibarettir'
Atatürk bu konuda sözlerine şöyle devam etmektedeir;
Bunun gibi mensubu olmakla gurur duyduğumuz islam dinini yüzyıllardan beri alışılmış olduğu üzere bir politika aracı olmaktan, kurtarmak ve yüceltmek elzem olduğu gerçeğini müşahede ediyoruz.
Mukaddes olan inançlarımızı ve vicdaî kanaatlerimizi; karışık ve dönek olan ve her türlü çıkar tutkusuna sahne olan politikacılar ve politikanın bütün organlarından kurtarmak, ulusun dünyevi ve uhrevi (ahiretle ilgili) saadetinin emrettiği bir zarurettir.
''Türkiye Cumhuriyeti'nde her ergin kişi kendi dinini seçmekte hür olduğu gibi, her dinin törenide serbesttir. Yani ayin hürriyetine dokunulamaz. Tabiatiyle ayinler, asayiş ve yinel ahlak kurallarına aykırı olamaz; politik nümayiş şeklinde yapılamaz.''
Laik Dünya görüşünü Milletimize kazandıran Başbuğ Atatürk; Hristiyanlıkta olan ancak İslamiyette olmayan ''Ruhbanlık Sınıfına'' ve bu sınıfı teşkil eden ''Şeyhlerin'' faaliyetlerine son vermiştir.
Büyük Atatürk'ün Din konusunda aşağıdaki görüşlerini okuduğunuz zaman, 'lâiklik' kavramını daha iyi kavraya bileceğinize inanıyorum;
- '' Türk Milleti daha dindar olmalıdır. yani bütün sadeliği ile dindar olmalıdır demek istiyorum. Gerçeğe nasıl inanıyorsam dinimede öyle inanıyorum.'' (Atatürk'ün söylev ve demeçleri Cilt: 3 Sayfa: 70 (1923))
-'' Bizim dinimiz en mâkul ve en tabii bir dindir. İşte bundan dolayıdır ki; son din olmuştur. Bir dinin tabii olması için akla, fenne, ilme ve mantığa uygun olması gerekir. Bizim dinimiz bunlara tamamen uyar. (Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri Cilt: 2 Sayfa: 127)''
-''Ahmak!.. Müslümanlıkta Türk'ün milli dinidir! Müslümanlığı Türkler yaymışlardır. Ve Türkler kendilerine en geniş mânâsıyla anlamışlar ve benimsemişlerdir. (Millet Dergisi 10 Temmuz 1947)
Lâiklik için dinsizlik diyenler ve türbanı siyasal simge haline getirenler yıllardır sistemi tartışılır halde tutarak toplumu çatışma halinde tutmayı amaçlamaktadırlar. Bunlar dine engel oldukları gibi, dine ve gerçek dindarlara zarar vermektedirler. Aynı şey Atatürk'ü Maske olarak kullananlar içinde geçerlidir. Nitekim bu insanlarda, siyasi ve kişisel çıkarları uğruna, yıllardır kasıtlı olarak islam dininine çatarak kişilerin kılık ve kıyafetlerine karışarak, topluma yanlış bir Atatürkçülük ve yanlış bir Laiklik kavramı sunmaktadırlar. Her iki gurubunda amaçları bellidir; kişi inanç ve hürriyetinin sigortası olan Lâiklik ilkesini tartışılır halde tutup Türk Milletini kendi içinde çatışmaya sürerek, Türk Milletinin İleri medeniyetler seviyesine çıkmasını engellemek...... Oyunu Görün Artık Oyunu......
LÂİKLİK NEYİ AMAÇLAR;
Laiklik Türk milletini muassır medeniyetler seviyesine çıkarmayı ve bireylerin birbirinin inancına saygılı olması, din ve vicdan hürriyetinin teminat altına alınması ile din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasını amaçlar.... Laiklik hiçbir zaman islam dinine ters düşmeyi amaçlamaz...
Saygı ve Sevgilerimle; Turan Soylu,
Not; Bu yazının hazırlanmasında değerli yazarımız İbrahim CANDAN Beyin 'Seni Anlasaydık Bu Hale Gelmezdik'' adlı eserinden faydalanılmıştır.....

Ana Menü
VATANSEVER






















