http://www.turanyolcusu.tr.cx/google15cfc90231154c4f.html MASONLUK TAPINAK SOVALYELERi - REHBER KUR-AN, HEDEF TURAN. - Blogcu <$BlogMetaData$>



Gerçek Unutma ki; Bir Gün Senindir, Yüzde Yüz Türk Olduğun Gün Cihan Senindir. Cihan Senindir!

TÜRKSEN ÖĞÜN, DEĞİLSEN İTAAT ET!... HEDEFLER DEVLET TARAFINDAN AÇIKLANMAZ; MİLLETÇE YAŞANIR...
Ana Menü
HER ŞEY TÜRKE GÖRE TÜRK İÇİN TÜRK TARAFINDAN
TÜM KONULAR

OĞUZ OĞULLARINA
Gafil, hangi üç asır, hangi asır, Tuna ezelden Türk diyarıdır. Bilinen tarih söylememiş bunu, Kalkıyor örtüler, örtülen doğacak,Dinleyin sesini doğan tarihin, Aydınlıkta karaltı, karaltıda şafak. Yaşanan tarihi gömüp doğru tarihe gidin. Asya'nın ortasında Oğuz oğulları, Avrupa' nın Alpler' inde Oğuz torunları,Doğudan çıkan biz, batıda yine biz; Nerde olsa, ne olsa kendimizi biliriz. Hep insanlar kendini bilseler, Bilinir o zaman ki hep biriz. Türk sadece bir milletin adı değil Türk bütün adamların birliğidir. Ey birbirine diş bileyen yığınlar!Ey yığın yığın insan gafletleri! Yırtılsın gözlerdeki gafletten perde, Hakikat nerede? Mustafa Kemal ATATÜRK
VATANSEVER

Mp3 İndirmede herhangi bir problem yaşıyosanız, indireceğiniz mp3 üzerinde sağ tıklayıp farklı kaydeti seçin....
YAŞADIKÇA TÜRKÇÜYÜZ
Image Hosted by ImageShack.us
BİR MİLLET UYANIYOR
MESAJ KUTUSU

SİZİN SESİNİZ (TURAN DERİZ BİZ FORUM)
TURAN DERİZ BİZ forum açıldı! Sizde forumda görüşlerinizi belirtmek ve söz sahibi olmak istiyorsanız sayfanın alt bölümündeki alana üye olunuz
VATANSEVER
GÜNCEL HABER
Türkçülükle alakalı birçok konuyu bulabileceğiniz bir internet sitesi .. Tıklayınız: ULU TÜRKÇÜ NİHAL ATSIZ
İnançlarla alakalı birçok kelimenin ve deyimin anlamını bulabileceğiniz özgür bir ansiklopedi TıklayınızİNANÇLAR SÖZLÜĞÜ
Maddesel Dünyaya Bakış Açını Kökten Değişterecek Aynı Birçok Dini, İlmi ve Milli Konuda Bilgi Sahibi Olabileceğiniz Bir Kutlu Site Tıklayınız: HARUN YAHYA
Sohbet imkanı bulacağını, Türk kültürüne bağlı bir site ÜLKÜM SESLİ
ANKET
GÜNÜN TARİHİ
BAĞLANTILAR

ÜLKÜ OCAKLARI

AVRUPA TÜRK FEDERASYONU

HOLLANDA TÜRK FEDERASYONU

ALPARSLAN TÜRKEŞ ORG

MHP RESMİ SİTESİ

ORTADOGU GAZETESİ

NİHAL ATSIZ

KERKÜK TÜRKMEN CEPHESİ

ŞEHİTLER ORG

BAYATIN SESİ

YUSUFİYE NET

TÜRK DİRİLİŞİ

MUSTAFA YILDIZDOĞAN

OSMAN ÖZTUNÇ

AHMET ŞAFAK

ATİLA YILMAZ

GRUP GÖKÇEN

OZAN ARİF

MEHMET BORUKÇU

MEHMETÇİK VAKFI(TSK)

ŞEHİT AİLELERİ DERNEĞİ

ŞEHİTLER ÖLMEZ COM

ÜLKÜCÜ ŞEHİTLER

SÖZDE ERMENİ SOYKIRIMI

ERMENİ SOYKIRIMINI ÇÖKERTEN RESMİ BELGELER

TÜRK OCAKLARI

KIRIM TÜRKLERİ

AZERBAYCAN TÜRKLERİ

TÜRKMENİSTAN TÜRKLERİ

ÖZBEKİSTAN TÜRKLERİ

KIRIM TATARLARI ve AHISKA TÜRKLERİ, ÇEÇENLER (KAFKASYA)

TÜRKİSTAN TÜRKLERİ

BALKAN TÜRKLERİ

KIRGIZ TÜRKLERİ

BAŞKIRTLAR (BAŞKURTLAR)

KIBRIS TÜRKLERİ

AFGANİSTAN TÜRKLERİ

TÜRK-İSLAM DEVLETLERİ

TÜRK TARİHİ

İSLAMİYET NET

SORULARLA İSLAMİYET

KUR-AN'I KERİM'İN TÜRKÇE MEALİ

DİNİ, İLMİ ve MİLLİ VİDEOLAR

NASİHAT KÖŞESİ

KUR-AN AHLAKI

HZ. İSA GELECEK

İNSANIN YARATILIŞI (video)

İSLAMIN YÜKSELİŞİ (video)

İMTİHANIN SIRRI (video)

YARATILIŞ GERÇEĞİ (video)

ALLAH AKILLA BİLİNİR (video)

İSLAM TERÖRÜ LANETLER (video)

SAVAŞLARIN PERDE ARKASI (video)

SİYONİZM FELSEFESİ ve İSRAİL (video)

TÜRKİYEDEKİ MASONLUĞUN GİZLİ TARİHİ (video)

TAPINAK ŞÖVALYELERİ (video)

ŞEYTANIN KANLI ÖĞRETİSİ: SATANİZM (video)

ŞEYTANIN BİR SİLAHI: ROMANTİZM (video)

ŞEYTANIN KARAKTERİ KİBİR! (video)

ALTIN ORAN (video)

ATEİZMİN ÇÖKÜŞÜ (video)

ÇAĞIMIZIN PUTLARI (video)

ALLAH İÇİN YAŞAMAK (video)

ÖZTÜRKLER

SEDAT PEKER

PKK GERÇEĞİ

KUNDUZLU BELDESİ

YILDIRAY ÇİÇEK (KUTLU SESLENİŞ)

TÜRK SÖZÜ DERGİSİ

MİLLİ HAREKET

ÜLKÜCÜ MİLİTAN

ABDULLAH ÇATLI

ANKARA ÜLKÜ OCAKLARI

ULUS ÜLKÜ OCAĞI

ÇORUM ÜLKÜ OCAKLARI

KARARGAH EU

ÜNİVERSİTELİ BOZKURTLARIN OTAĞI

SANAL OCAK

MUHARREM ŞEMSEK

HUN TÜRK (TÜRKÇÜ FİKİR OTAĞI)

HEDEF TURAN

ÜLKÜM COM

TÜRK BİR DEV

TÜRK BİRLİĞİ CEPHESİ

FİKİR YOLU

DOST SİTELER
Image Hosted by ImageShack.us Image Hosted by ImageShack.us Image Hosted by ImageShack.us Image Hosted by ImageShack.us Image Hosted by ImageShack.us Image Hosted by ImageShack.us
GÜNCEL
Sedat Hamza

Kartını Oluştur

SON EKLENENLER

ATAYI ANIYORUZ....

TÜRKÇÜ GELECEK GÜNCEL

KUTLAMA

TÜRKÇÜ GELECEK GÜNCEL

RUHUN ŞAD OLSUN

BAŞIMIZ SAĞOLSUN

VİDEO İNDİR

KUTLAMA

GURURUMUZ ŞANIMIZ! YAŞAYACAK BÜYÜK TURAN ÜLKÜMÜZ...

BAŞBUĞ ATATÜRK ve BOZKURT

TÜRKİYE İÇİN EN BÜYÜK TEHLİKE MASONLUK

BAŞBUĞ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK HAKKINDA BAZI AYRINTILAR..

ATİLLA YILMAZ ŞAFAKTA AKIN

SAHTE TÜRKÇÜLER SAHTE MİLLİYETÇİLER

GÖK TANRI DİNİ ve ŞAMANİZM

TÜRKLERİN İSLAM DÜNYASINDAKİ LİDERLİĞİ

AKP ve ERMENİLER ya BİZİMKİLER AZERİLER..!

Başlıksız

MENÜ

arama kodu

İSLAMİYETİN MUKADDES YERLERİNİN MUSEVİLER VE HRİSTİYANLARIN

BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN

.....................

RUHUN ŞAD MEKANIN CENNET OLSUN

AKP KADROLARININ İÇ YÜZÜ

TÜRK POLİSİ İLE İLGİLİ SON HABERLER
TÜRKÇÜLÜK TÜRKÇÜ KİMDİR KIZILELMA
TURANCILIK TURANCIYIZ NE OLACAK TURANCILIK ROMANTİK BİR HAYAL DEĞİLDİR

VATANSEVER
Müzikleri eksiksiz dinlemek için Tıklayın>>>>>
DÜNYANIN ve İNSANLIĞIN BELASI, BİRÇOK YANILGIYA NEDEN OLAN, İNSANLIĞIN ATASINI BİLE MAYMUN OLDUĞU ÖNE SÜREN, TÜRK DÜŞMANI DARWİNİN ve TEORİS EVRİMİN ÇÖKÜŞÜ!

2008-02-27

MASON EŞİ CHP'Lİ CANAN ARITMAN ATATÜRKÇÜ OLURSA....


Başörtüsü avcısı CHP'li Arıtman'ın eşi masonik ayinde


'Büyük ayin'in mimarı CHP'li Arıtman'ın eşi
Yeni Şafak'ın ortaya çıkardığı Türk ve Yunan biraderlerin Rodos buluşmasını, "Meclis'te türbanlı kadınlar için kuaför açılıyor" diyerek olay çıkaran CHP'li Canan Arıtman'ın eşi orgazine etti. Yetkin Arıtman, çok istediği 'Büyük Ayin'e karşı çıkan 'Üstad Masonlar'ı bile ikna etti.
ALİ EYVAZ / ANKARA
Türk ve Yunan biraderlerin Rodos adasındaki Tapınak Şövalyeleri'nin mabedinde ilk kez biraraya geldiği tarihi ayini CHP'li Canan Arıtman'ın eşi Yetkin Arıtman'ın organize ettiği ortaya çıktı. Yetkin Arıtman, üst düzey yöneticileri arasında bulunduğu 'İzmir Vadisi' ayin için gerekli izni vermeyince, buluşmaya karşı çıkan 'biraderleri'ni ikna etti.
EŞİ VEKİL OLUNCA GERİYE ÇEKİLDİ
Yetkin Arıtman, İzmir Vadisi'nde 4 yıl Üstad-ı Muhteremlik (İzmir ve bölgesinin başkanı) görevinde bulundu. Eşi Canan Arıtman milletvekili olunca, "üstadı muhteremlik" görevini bırakarak, Loca'da karar alma komisyonlarında üst düzey görevler almaya başladı.
ÖNCE AYİNE İZİN VERİLMEDİ
'Bodrum Locası', Rodos adasındaki Kleoveolos Locası'ndan aldığı davet teklifini, geçen yıl Nisan ayında bağlı bulunduğu İzmir Vadisi'ne bildirdi. 'İzmir Vadisi' ise davete sıcak bakmadı. Özellikle Türk ve Mason localarının farklı ritinlere (İngiliz-İskoç) bağlı olduğu için aynı mabette ayin yapamayacaklarını savunan mason yöneticiler gerekli izni vermek istemediler.
İZİN İÇİN 'LOCA'DA LOBİ YAPTI
Büyük buluşma için izin sorun olunca Masonlar arasında yenilikçi fikirleriyle bilinen Yetkin Arıtman devreye girerek diğer yöneticileri ikna etti. Arıtman, Türk masonların "Yunanlı biraderleri" ile buluşması için Bodrum Locası'na gerekli iznin verilmesinden sonra 21 masonla birlikte 22 Nisan 2007 günü Marmaris'ten Rodos adasına geçti. 22 Nisanı 23 Nisana bağlayan gece, Tapınak Şovalyeleri'nden kalma büyük mabette Yunan masonlarla Türk masonlar ilk kez biraraya gelerek, tarihi ayini gerçekleştirdiler.
Yunanlı masonlarla yapılan toplu ayini 'Yunanistan Büyük Üstadı' yönetmişti. İzmir'de doktorluk yapan Jinekolog Op. Dr. Yetkin Arıtman ile bütün uğraşlarımıza rağmen görüşme imkanı bulamadık. Yetkin Arıtman'ın Rodos'a giden 21 mason arasında bulunup bulunmadığı bu nedenle netlik kazanmadı.
Masonların yenilikçi yüzü
Geçtiğimiz günlerde "Meclis'te türbanlı kadın kuaförü açılıyor" diyerek kuaföre baskın düzenleyen CHP'li Canan Arıtman'ın eşi Yetkin Arıtman, Türkiye Büyük Mason Locası'nın "İzmir Vadisi Üstad-ı Muhteremi" olduğu dönemde, masonluğun kapalı kapılar ardından kurtulması gerektiğini savundu ve halen bu fikri savunan grupla ortak hareket ediyor. Arıtman, kadınların da mason olabileceği fikrini de destekleyen nadir masonlar arasında bulunuyor. Arıtman ayrıca mason localarının yaşlı ve karamsar yapılarından sıyrılıp gençlerle daha yakın diyaloglar kurulmasını savunanlara verdiği destekle biliniyor. Yetkin Arıtman, bu görüşlerini 'İzmir Vadisi'nde zaman zaman pratiğe de geçirmişti. Arıtman, 12 Ocak 2003 günü bir gurup genci İzmir Vadievi'nin C Mabedinde ağırlamış ve burada gençlerin masonluk hakkındaki sorularını bizzat cevaplandırmıştı.
Mescide karşı çıktı Masonları savundu
Mason eşlerine "hemşire" denilirken, CHP'li Canan Arıtman, eşiyle ilgili sorulara cevap vermekten özellikle kaçınıyor. Arıtman, daha önce de Nuriye Akman tarafından kendisine yöneltilen "Mason eşi olmak yaşamınıza nasıl yansıdı?" sorusuna, şöyle karşılık vermişti: "Bir kere kimse bir başkasının mason olduğunu söyleme hakkına sahip değildir. Ancak bir mason kendisi isterse mason olduğunu söyler. Masonluğun kötü bir şey olmadığını, özellikle karakter yapılarıyla seçilerek alınan insanlar olduğunu biliyorum. Benim kendisi mason olan çok hanım arkadaşım var. Ama hiçbirini asla size deklare etmem." CHP'nin keskin çıkışlarıyla tanınan isimleri arasında yer alan Canan Arıtman, bir ara Meclis'te kadın mescidi yapılmasına da karşı çıkmış ve "Meclis'te mescit varsa, kilise ve havra da yapılsın" demişti.

2008-01-20

MASONLAR ve TAPINAK ŞÖVALYELERİ


Türkiye Cumhuriyeti"nin kurucusu Atatürk, mason teşkilatını kapattı. Ama bugün geldiğimiz noktada çok fazla bir şeyin değişmediği görülüyor. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Atatürk"ü de masonların öldürttüğü kesin… Bunlar hep konuşuluyor, zaman zaman medyaya da yansıyor. Çünkü, Atatürk"te bir siroz hastalığı çıkıyor ve bir gecede ölüyor... Atatürk"ün Mason Localarını kapatmasından sonra masonlarla savaş yeniden başlıyor. Atatürk öldükten sonra Mason Locaları yeniden açılıyor. Bu aşamadan sonra dikkat ederseniz, Atatürk"ü kendi halkından soğutma çabalarının ağırlık kazandığı görülüyor.

Yani bir noktada diyorsunuz ki, masonlar, kendilerini lağveden Atatürk"ten intikam alıyorlar. Atatürk"ü manen de yok etmek için çalışıyorlar. Bu sonucu mu çıkarmamız gerekiyor?


Türkİye Cumhuriyeti o yıllarda İttihat ve Terakki"nin kuruluşundaki mason hakimiyetini temizleyememişti. Yani Mahmut Esat Bozkurt"un 1930"da Bakanken Meclis"te istifa etmesindeki verdiği mesaj da çok önemlidir. Atatürk dahi bir şey yapamamıştır. Atatürk"ün Mahmut Esat Bozkurt"u çağırtıp bu Mason Locaları ile ilgili gündem dışı konuşma yapıp “hemen bunu kapatmamız lazım” demesinden sonra Atatürk"ün sonu gelmiştir. Peki bu masonlar ne yaptı? Atatürk"ü din düşmanı yaptılar. Oysa Atatürk, parçalanmaya karşı milletin itikatta ve amelde birleşmesi için o günkü alimlere kitaplar yazdırtmıştır. Ondan sonra gelenler dini bir yaşam tarzı gibi göstermemiştir. Dinin babadan dededen gelme batılın da içine karışması ile yozlaşmış bir şekilde devam etmesini istemişlerdir. Bu, Türkiye"yi kullanmak isteyenlerin işine gelmiştir. Oysa bizim bu gücün empoze etmeye çalıştığı dine karşı geleneksel İslam"ı savunmamız gerekirdi.


Türkiye"de gerçek anlamda ülkesine hizmet edecek yetişmiş insan sıkıntısı mı var?

Bunu şöyle görmek lazım. Türkiye"de zihinsel anlamda üretim gücünün eksikliğini görüyoruz. Özellikle raflarda eksikliğini hissediyoruz. Yabancı kitaplıklara baktığınız zaman orada Türkiye"den bir şey göremiyorsunuz. Asırlardan beri İslam"a bayraktarlık yapmış bir milletin İslam açısından üretim gücünün sıfır olduğunu görü-yorsunuz. Dünyada İslam"ın yaygınlaşıp kabul görmesi açısından etkili bir alim göremiyorsunuz.
Özellikle Mısır"daki eğitim faaliyetinin gelişmesi, bireyin eğitilmesinde Mason Locaları"nın tavsiyesini görüyorsunuz. İslamiyet"in yaygınlaşarak, toplumların bilinçli bir şekilde Müslüman edilmesi noktasındaki hareketin içerisine bile masonların girdiğini görüyorsunuz. Hem aydınlanma çağında, hem de hızlı okullaşma döneminde de, açılan okullara bile masonların sızdığını görüyorsunuz. Bu olayların tarihi sürecinden bu yana yani Haçlı seferlerinden beri bu faaliyetleri görüyorsunuz. Askeri örgütlenmede bu akıma karşı son derece akıllı örgütlenme yapmış fakat sürdürememiş. Yeniçeri"nin kuruluşundaki, Bektaşi örgütlenmesindeki noktalar iyi tahlil edilmeli. Osmanlı Devleti"nin örgütlenmesine baktığınız zaman çıkarılması gereken çok büyük dersler var. Türkiye Cumhuriyeti Devleti"nin kaybı, yeni bir cumhuriyeti kurarken bu altyapıları yeni anlayış ve esaslara göre kuramamasıdır. Niye kuramadı?
Çünkü yetişmiş insan gücü ve bilgi eksikliği vardı.


Görevdeyken engellendim

Yurt Partisi Genel Başkanı Saadettin Tantan, İçişleri Bakanlığı yaptığı dönemde suç örgütleri ile mücadele konusunda yeni bir eylem planı hazırlığı içinde iken Bakanlar Kurulu tarafından engellendiğini açıkladı. Tantan, “ İçinde bulunduğumuz sarmal hâlâ bütün bu güçlerin oyunlarına karşı bir eylem planı yapamayışımızdan kaynaklanıyor. Ben bunu yapmak istedim ama Bakanlar Kurulu"ndan geçirtemedim. Bilginin, insanın, paranın, malın, hizmetin bilgisayar ortamında takip edilmesi gerekiyordu. O zaman korku şuydu: "Tantan bizim hepimizin nerede paramız olduğunu tespit edecek, el koyacak." Biz aslında güçlü devletin düşündüğü ve yapması gerekeni yapmak istiyorduk. Çünkü, bilgi devletin elinde olursa bunu korur ve geliştirir. Bugün Küresel gücü dünyadaki toplumları istediği şekilde yönlendirecek, o ülkelerin kabul ettikleri din önderleri kontrolünde tutuyor. Tüm bu din önderlerine baktığınız vakit, ekonomik güçleri tartışmasız, etki güçleri çok yüksek. Biz bunun Türkiye"deki etkisini kırmak istemiştik. Ama Bakanlar Kurulu"ndan geçirtemedik” dedi


Uluslararası destek alıyorlar!..

Türkiye"deki Mason Locaları"nın bağlı olduğu mason mahfilleri, Türk biraderlerine desteği eksik etmiyorlar. Türk masonlarına övgü yağdırıyorlar.

HÜr ve Kabul Edilmiş Mason Locaları"nın yeni büyük üstadını seçmesinden sonra Fransız masonların büyük üstadı Quillardet"in övgüsü basında yer almakta gecikmedi. Fransız mason, Türk biraderlerinin Türkiye"de Cumhuriyet"in ve laikliğin kuruluşunda büyük rolü olduğunu iddia etti. Türk masonlarının güçlü bir geleneği olduğunu da öne süren Fransız mason, başörtüsü sorunu konusunda da Türkiye"de yapılanlara destek verdi, "Biz de Fransa"da yasaklanmasına çalışıyoruz" dedi.


"Atatürk"e silahla suikasti düşündük!"

Gazetemiz yazarı Hasan Demir"in iki gün önce köşesinde gündeme getirdiği bir masonun itirafları, YP Lideri Tantan"ın sözlerini doğruluyor.

Hasan Demir köşesinde özetle şu görüşlere yer vermişti:”Yıl 1948, Ağustos"un 1"i. Yunan Komünist Halk Cumhuriyeti (ELD)"nin “Laiki foni” yani “Halkın sesi” isimli gazetesinin 685"inci nüshasında, Bulgar Yahudilerinden 33 dereceli farmason Avram Beneraoysan şunları yazar:” Mefkûremizi imha edici darbe vuranların akıbeti, feci şartlar altında ölümdür!..” 33 dereceli komünist mason hangi darbeden bahsetmektedir ve “akıbeti feci şartlar altında ölüm” olan kimdir?Bırakalım onu da kendi söylesin: “(..) Mustafa Kemal Atatürk, 10.10.1935 tarihinde Ankara"da Çankaya köşkünde doktor Mim Kemal Öke"ye hitaben, "Mason cemiyetinin faaliyetini inkılaplarıma muarız gördüğüm için kapatılmasını elzem gördüm. Bu dakikadan itibaren bu cemiyeti ölmüş biliniz. Ve bir daha diriltmeğe teşebbüs etmeyiniz" demişti..
(...) O zannetti ki; bütün muhalif ve muarızlarını tasfiye ve bertaraf ettiği gibi masonları da tasfiyeye tabi tutmaya muvaffak olacaktır.

Fakat asla! Türkiye"deki mason cemiyetinin Kemal Atatürk tarafından kapatılarak faaliyetinin durdurulduğunu Moskova"da tarihi bir yerde yoldaşlar arasında yapılan bir toplantıda işittiğim zaman, beynimden okla vurulmuş gibi sersemledim. Heyecandan şaşırmış bir halde, orada-kilere şaşkınlık içinde haykırdım:

"- O sarı lider ortadan suret-i katiyetle kaldırılacaktır!" İşte böyle.. 1948 yılı Ağustos ayının 1"inde Yunan Komünist Halk Cumhuriyeti örgütünün yayın organı “Laiki Foni”nin 685 sayılı nüshasında Ege ve Balkanların kıdemli komünistlerinden 33 derece mason Bulgar Yahudi Avram Benaroyas"ın itirafları.”


Özkök yazdı, satış iptal oldu

Türk masonlar bir yandan kapılarını açtıklarını iddia ediyorlar, diğer yandan ölmüş bir masonun evraklarının müzayedede satılmasına izin vermiyorlar. Nitekim, Hürriyet gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök"ün, müzayedeye çıkacak olan bir masonun evrakları ile ilgili yazısından sonra, müzayedeyi düzenleyen yayınevi sahibi, masonun yakınlarının dev-reye soktuğu avukatların salona gelmesi üzerine, bunları müzayededen geri çekti.

Oysa, Özkök, masonun arşivindeki evrakların hiç de önemli olmadığını iddia etmiş ve müzayedeye çıkmadan evrakların dökümünü vermişti.

Kitap ve yayınevi sahibi bundan sonra bir daha mason Aydın Bilge ve Sevgi Locası"nın eserlerini müzayedeye sokup satmayacağına yönelik açıklama yapma gereği de duydu!

Yeniçağ
 


kaynak: Kuvvai Milliye Derneği
 

TÜRKİYEDE MASONLUK

1

 

 

TÜRKİYEDE MASONLUK

2


2008-01-19

TAPINAK ŞÖVALYELERİ


Tapınak Şövalyelerinin Karanlık Tarihi

Günümüzde bile hala isimlerinden bahsedilen Tapınak Şövalyeleri, tarihte çok önemli bir yeri olan Haçlı Seferleri'nin sonucunda ortaya çıkmıştır. Dışarıya verdikleri görüntünün aksine çok farklı amaçları olan bu tarikat, her ne kadar tarihten silinmiş gibi görünse de faaliyetlerine kapalı kapılar arkasında gizlice devam etmektedir.
 
TAPINAK ŞÖVALYELERİ VİDEO 1
 

HAÇLI SEFERLERİNİN ASIL AMACI
 
Haçlı Seferleri her ne kadar Hıristiyan inancının bir ürünü olarak bilinse de, aslında temeli bütünüyle maddi çıkarlara dayalı olan savaşlardır. Avrupa'nın büyük bir yoksulluk ve sefalet içinde yaşadığı bir devirde, Doğu'nun ve özellikle de Ortadoğu'daki Müslümanların refah ve zenginliği, Avrupalıları özellikle de Kilise'yi cezbetmiştir.
 
Bu cazibenin, Hıristiyanlığın dini öğretileriyle de süslenmesi sonucunda, dini görünüm altında, fakat gerçekte dünyevi amaçlara yönelik bir "Haçlı" zihniyeti ortaya çıkmıştır. Hıristiyanların, daha önceki devirlerde temelde barışçı bir siyaset izlerken, ani bir dönüşle savaşçılığa eğilim göstermelerinin asıl nedeni de budur.
 
Haçlı Seferleri'nin başlangıç noktası, 1095 yılının Kasım ayında, Papa II. Urban'ın başkanlığında ve üç yüz din adamının katılımıyla gerçekleşen Clermont Konseyi oldu. Bu konseyde o zamana kadar Hıristiyan dünyasında hakim olan barışçı doktrin terk edildi ve Haçlı Seferleri'nin temeli atıldı.
 
Papa II. Urban farklı toplumsal sınıflara mensup bir kalabalığa yaptığı konuşmada, Hıristiyanlardan kendi aralarındaki çekişme ve savaşları bırakmalarını istedi; zengin, fakir, "asil", "köylü" herkesi tek bir bayrak altında birleşmeye ve "kutsal toprakları Müslümanların elinden kurtarmak için" savaşmaya çağırdı. Ona göre bu, "kutsal bir savaş" olacaktı.
Tarihçilerin iyi bir hatip olarak tanımladığı II. Urban'ın amacı, Hıristiyanları, Müslüman Türklere ve Araplara karşı kışkırtmaktı; bunda da başarılı oldu. Doğu'daki Hıristiyanların zor durumda olduğunu, hacıların taciz edildiğini ve engellendiğini, Hıristiyanlarca kutsal sayılan yerlere saygısızlık edildiğini iddia etti. Elbette bunlar gerçeklere tamamen aykırıydı.
 
Zira tarihçilerin de ifade ettikleri gibi, o dönem Müslümanlar, Ehl-i Kitaba büyük bir hoşgörü ve adaletle davranıyor, her türlü ibadetlerine de izin veriyorlardı. Kutsal topraklarda yaşayan tüm azınlıklar İslam ahlakının getirdiği bu huzurlu ortamdan faydalanıyorlardı.
 
Papa II. Urban'ın çağrısına heyecanla tabi olan Avrupalı krallar, prensler, aristokratlar veya diğer insanlar da aslında temelde dünyevi niyetlerle bu savaş çağrısını kabullenmişlerdi. Fransız şövalyeleri daha fazla toprak ummuş, İtalyan tacirleri Doğu Avrupa limanlarında ticareti büyütmeyi hayal etmiş, çok sayıdaki yoksul insan da, sadece gündelik sıkıntı ve zorluklarından kaçabilmek için bu seferlere katılmıştı. Nitekim bu aç gözlü kitle, yol boyunca pek çok Müslümanı -ve hatta Yahudiyi- sırf "altın ve mücevher bulma" hayaliyle öldürdü. Hatta Haçlılar, öldürdükleri insanların karınlarını deşerek, "ölmeden önce yuttuklarına" inandıkları altın ve değerli taşları araştırıyorlardı. Haçlıların maddi hırsı o kadar büyüktü ki, IV. Haçlı Seferi'nde Hıristiyan Konstantinopolis'i (yani İstanbul'u) dahi yağmalamaktan çekinmemişler, Ayasofya'daki Hıristiyan fresklerinin altın kaplamalarını sökmüşlerdi.
 
İşte kendilerine "Haçlılar" denen bu güruh, üç büyük grup halinde 1096'nın yaz aylarında yola çıktılar; farklı rotaları izleyerek Konstantinopolis'te bir araya geldiler.
 
Haçlılar yol boyunca pek çok yeri yakıp-yıktıktan, pek çok Müslümanı kılıçtan geçirdikten sonra 1099 yılında Kudüs'e vardılar. Yaklaşık 5 hafta süren uzun bir kuşatmanın ardından şehrin düşmesiyle kente girdiler.
 
Kudüs'e giren Haçlılar karşılaştıkları herkesi akla hayale gelmez işkencelerle öldürdüler, kılıçtan geçirdiler; buldukları herşeyi yağmaladılar. Camilere sığınan masum insanları çoluk çocuk, genç yaşlı demeden katlettiler, Müslümanların ve Yahudilerin kutsal mabetlerini tahrip ettiler. Şehrin sinagogunda saklanan Yahudileri, sinagogu ateşe vermek suretiyle yaktılar. Eşine az rastlanır bu barbarlık şehirde öldürecek kimse kalmayıncaya kadar devam etti.
Birinci Haçlı Seferi, 1099 yılında Kudüs'ün düşmesi ve yaklaşık 460 yıldır Müslümanların egemenliği altında bulunan toprakların Hıristiyanların eline geçmesiyle sonuçlandı. Haçlılar, Kudüs'ü kendilerine başkent yaptılar ve sınırları Filistin'den Antakya'ya kadar uzanan bir Latin Krallığı kurdular.
 
Bu tarihten sonra Haçlıların Ortadoğu'da tutunabilme mücadelesi başladı. Kurdukları devleti ayakta tutabilmek için örgütlenmeleri gerekiyordu. Bu nedenle daha önce benzeri bulunmayan "askeri tarikatlar" kuruldu. Bu tarikatların üyeleri, Avrupa'dan Filistin'e göç edip, burada bir tür manastır hayatı yaşıyor, bir yandan da Müslümanlara karşı savaşmak üzere askeri eğitim görüyorlardı.
 
İşte bu tarikatlardan biri, diğerlerinden farklı bir yol tuttu. Ve tarihin akışına etki edecek bir değişim yaşadı. Bu tarikat, "Tapınakçılar" tarikatıydı.
 
TAPINAKÇILARIN ORTAYA ÇIKIŞI
 
Tapınakçılar, Haçlıların Kudüs'ü ele geçirmelerinden ve bir Latin Krallığı kurmalarından yaklaşık 20 yıl sonra tarih sahnesine çıktılar. 1118 yılında kurulan ve herkesçe tanınan adı "Tapınakçılar" veya "Tapınak Şövalyeleri" olan bu tarikatın tam ismi "İsa'nın ve Süleyman Tapınağı'nın Yoksul Şövalyeleri" idi. Kurucuları ise toplam 9 şövalyeden oluşuyordu.
 
Kurucu Şövalyeler, dönemin Kudüs Kralı II. Baldwin'in huzuruna çıktılar ve Birinci Haçlı Seferi'nin ardından Kudüs'e akın eden Hıristiyan hacıların mallarını ve canlarını koruma işine talip olduklarını belirttiler. Kral, Tapınakçılar'ın ilk "Büyük Üstadı" olan Hugues de Payens'i yakından tanıyordu. Kendilerine büyük destek verdi; aynı zamanda onlara bir zamanlar Süleyman Tapınağı'nın yer aldığı (Mescid-i Aksa'yı da kapsayan) bölgeyi tahsis etti. Büyük İslam kumandanı Selahaddin Eyyubi'nin Hıttin Savaşı'nın ardından Kudüs'ü geri almasına kadar geçen 70 yıl süresince "Tapınak Tepesi", Tapınakçılar'ın merkezi oldu. Kendilerine "Süleyman Tapınağı" ile bağlantılı bir isim verilmesinin nedeni de işte buydu. Özellikle burasını kendilerine üs olarak belirlemeleriyse rastgele bir seçim değil, bilinçli bir tercihti. Tapınak, Hz. Süleyman'ın gücünün bir simgesiydi; Tapınak'tan geriye kalanlar ise büyük gizler barındırıyordu.
 
Kurucu şövalyelere göre, bir araya gelmelerinin, diğer bir deyişle bu tarikatı kurmalarının amacı, kutsal toprakların ve Hıristiyan hacıların güvenliğini sağlamaktı. Ancak Tapınakçılar'ın gerçek amacı çok farklıydı.
 
TAPINAKÇILARIN GERÇEK YÜZÜ
 
O dönemde Kudüs'te Tapınakçılar'dan başka askeri tarikatlar da vardı. Ancak onlar kuruluş amaçlarına uygun işlerle iştigal ediyorlardı. Örneğin Tapınakçılar'la aynı dönemde kurulan ve büyük bir teşkilat olan St. John Şövalyeleri ya da diğer adlarıyla Hospitaler Şövalyeleri örgütü hayır işleri yapıyor, kutsal topraklardaki hastaların ve fakirlerin yardımına koşuyordu. Diğer taraftan, 9 Tapınak şövalyesinin, ilan ettikleri gibi, Hayfa'dan Kudüs'e kadar olan bir bölgeyi kendi başlarına korumaları fiziksel olarak imkansızdı. Tapınakçılar'ın yardımseverlik değil, aksine ekonomik ve siyasi çıkarlar peşinde oldukları açıktı.
 
Masonluğun en tanınmış isimlerinden biri olan 33. dereceden büyük üstad Albert Pike, masonluğun temel eserlerinden biri kabul edilen Ahlak ve Dogma (Morals and Dogma) adlı kitabında, Tapınakçılar'ın gerçek amacını şöyle açıklamıştır:
 
"...Tampliyelerin ilan edilen görevi, kutsal yerleri ziyarete gelen Hıristiyanları korumaktı. Gizli amaçları ise, Ezekiel'in haber verdiği modele uygun olarak Süleyman Mabedi'ni yeniden inşa etmekti... Tapınakçılar, en baştan beri Roma'nın (Papalık) ve onun krallarının egemenliğine karşıydı. Amaçları, zenginlik ve güç elde etmek ve gerekirse savaşarak Kabalistik dogmayı yerleştirmekti."
 
Her ikisi de mason olan İngiliz yazarlar Christopher Knight ve Robert Lomas da, Hiram Anahtarı (The Hiram Key) adlı kitaplarında, Tapınakçılar'ın "Filistin'e giden Hıristiyan hacıları korumak" şeklindeki görüntüsünün sadece bir kılıf olarak kullanıldığını, tarikatın asıl hedefinin çok daha farklı olduğunu şöyle açıklarlar:
 
"Tapınakçılar'ın kurucularının herhangi bir zaman hacılara koruma sağladıklarına dair hiçbir kanıt yoktur, ama öte yandan Herod Tapınağı'nın (Süleyman Tapınağı'nın yeniden inşa edilmiş hali) yıkıntıları altında yoğun araştırma kazıları yaptıklarına dair son derece ikna edici kanıtlar buluyoruz."
 
Hiram Anahtarı kitabının yazarları, Tapınakçılar'ın bu araştırmalarının sonuçsuz kalmadığını, bu tarikatın gerçekten de Kudüs'te, "dünya görüşlerini değiştiren" önemli bir şeyler bulduklarını yazmaktadırlar. Pek çok araştırmacı da aynı kanıdadır. Tapınakçılar'ın Hıristiyan bir dünyada doğmalarına, Hıristiyan kökenden gelmelerine rağmen, Hıristiyanlıktan tamamen farklı bir inanca ve felsefeye bağlanmalarına neden olan, onları sapkın ayinlere, kara büyü ritüellerine yönelten bir "kaynak" olmalıdır.
 
İşte bu kaynak, pek çok tarihçinin ortak kanısına göre Kabala'dır.
 
Kabala, kelime anlamıyla "sözlü gelenek" demektir. Ansiklopedilerde veya sözlüklerde, Yahudi dininin mistik, ezoterik (batıni) bir kolu olarak tarif edilir. Bu tanıma göre, Kabala, Tevrat'ın ve diğer Yahudi dini kaynaklarının gizli manalarını araştıran bir öğretidir. Ancak konuyu biraz daha yakından incelediğimizde, karşımıza daha farklı gerçekler çıkmaktadır. Bu gerçeklerin bizi ulaştırdığı sonuç ise, Kabala'nın, Yahudiliğin temeli olan Tevrat'tan da önce var olan, Tevrat'ın vahyedilmesinden sonra Yahudiliğin içinde yayılan, "pagan" yani putperest kökenli bir öğreti olduğudur.
 
TAPINAKÇILARIN RESMİ OLARAK TARİHTEN SİLİNİŞİ
 
Tapınakçılar, misyoner bir Hıristiyan tarikatı görünümünde, cahil halkın gözünü boyayarak büyük ve haksız bir üne kavuşmuşlardır. Halk için onlar, Hıristiyanlığın koruyucusu, fakirlerin yardımcısı, üstün ahlaki değerlere sahip birer aziz ve bir tür destan kahramanıdırlar. Bu sahte imaj o kadar güçlüdür ki, Tapınakçılar, hiç rahatsız edilmeden, Hıristiyanlıkla taban tabana zıt bir hayatı sürdürmeyi başarmışlar, ticaret, yağma, bankerlik gibi faaliyetlerle elde ettikleri fahiş kazançların yanı sıra, yapılan bağışlarla da, servetlerine servet katmışlardır.
 
Tapınakçılar hakkında çok sayıda şikayet ve söylenti yayılmaya başlamıştır. Dindar bir tarikatın büyük bir gizlilik içinde hareket etmesi, yanlış ve yasak bir şey yaptıkları iddiasını güçlendirmiştir. Şövalyelerin açgözlülüğü, vicdansızlığı, servet tutkuları ve hırsları yaygın olarak bilinmektedir. Ayrıca şatolarda düzenlenen gizli törenler, şeytana tapma ayinleri, ahlak dışı ilişkiler halkın diline düşmüştür.
 
Fransa Kralı için bu kabul edilebilecek bir durum değildir, bu yüzden hemen harekete geçmiş ve bir kanun çıkartarak 13 Ekim 1309 yılında, ülkesindeki bütün Tapınakçıları tutuklatmıştır. Tarikata kabul töreni sırasında yeni adayların kurallara göre Allah'ı, Hz. İsa'yı ve azizleri reddetmeleri, Hz. İsa ve kutsal değerler üzerine birçok saygısızlık yapmaları, haça tükürmeleri ve idrarlarını yapmaları, daha eski olan Tapınak şövalyeleri tarafından ağızlarından, göbeklerinden ve kalçalarından, "Oscolum Infame" ya da "Utanç öpücüğü" adı verilen yöntemle öpülmeleri, homoseksüelliğin ve cinsel sapıklıkların serbest bırakılması, büyük üstadın her türlü yetkiye sahip olması, Kabala sembolizmine ve büyü törenlerine baş vurmaları tarikatın, Hıristiyanlıktan çıkarak, bütünüyle sapkın bir tarikata dönüşmüş olduğunun açık delilleriydi.
 
Cinsel sapkınlıklarının yanı sıra tapınakçıların bir diğer gizli yönü daha ortaya çıkmıştır. Sorgudan geçirilen bazı tapınakçılar kendi aralarında yaptıkları törenler sırasında bir tür idole tapındıklarını itiraf etmişler, bunun ne olduğu ilk başta anlaşılmamış olsa da, sorgulamalar devam ettikçe tapınak şövalyelerinin açık açık şeytana taptıkları ortaya çıkmıştır.
 
Sorgular sonucunda ortaya çıkan gerçekler, bu sapkın tarikatın yasaklanmasına ve büyük üstad Jacques de Molay'ın 1314'de haç üzerinde yakılarak idam edilmesine yol açmış, farklı ülkelere kaçmayı başarmış olan Tapınakçılar dahi takibata uğramışlardır.
 
Sonuçta, 1312'de toplanan Viyana Konsülü'nün kararıyla Tapınakçılık tüm Avrupa'da yasaklanmış, yakalanan üyeleri cezalandırılmıştır. Papa V. Clement'in 22 Mart 1312'de yayınladığı ve tarihe "Vox in excelso" adıyla geçen fermanıyla tarikat dağıtılmış ve -kağıt üzerinde- resmi olarak tarihten silindiği kabul edilmiştir.
 
GİZLENEN GERÇEK
 

Dönemin kaynaklarına göre Fransa'da yaklaşık 2000 şövalyeden sadece 620 tanesi engizisyon tarafından cezalandırılmıştır. Tahminlere göre, o dönemde en az 20 bin şövalye ve şövalye başına 7-8 kişilik kadro faaliyet halindedir. Bu kadrolar, denizcilikten, ticarete kadar, tarikat mensuplarının her türlü işlerini organize etmekteydiler. Yani basit bir hesap yapıldığında, Tapınakçılar takibata uğradıkları dönemde en az 160 bin kişilik bir güce sahiptirler. Bir ağ gibi bütün Avrupa'yı ve Akdeniz kıyılarını saran bu kadro, aynı zamanda dönemin en büyük lojistik gücünü de meydana getirmekteydi. Bütün bu merkezlere dağılmış mal varlığını ele geçirmek, ne Fransa Kralı ne de Papa için mümkün olmamıştır. Krallarla yarışan bu mal varlığı, Tapınakçılara her türlü korumayı ve güvenceyi sağlamaya yetmiştir. Yani Kilise'nin resmen ortadan kalktığını öne sürdüğü tarikatçılar, bütün Avrupa'da, özellikle de İngiltere gibi Kuzey ülkelerinde yeraltında faaliyetlerine devam etmiştir.

 

TAPINAK ŞÖVALYELERİ VİDEO 2

 

 

TAPINAK ŞÖVALYELERİ VİDEO 3

 

TAPINAKŞÖVALYELERİ VİDEO 4

 

TAPINAK ŞÖVALYELERİ VİDEO 5

 




(Bu bölüm Harun Yahya'nın sitesinden alınmıştır.)

Ortaçağda, tarihe yön veren birçok olayın perde arkasında gizli bir örgüt vardı. Bu gizli örgütün ilk kimliği "Tapınak Şövalyeleri" idi. Tapınak Şövalyeleri başlangıçta Hıristiyanlık uğruna savaşmaya and içmiş bir Haçlı tarikatı olarak kuruldu. Ancak zamanla sapkın öğretilere kapılarak Hıristiyanlıktan bütünüyle uzaklaştı.
Tarikat üyeleri dünyevi çıkar ve ihtiraslara kapılarak Allah'ı ve dini unuttular. Askeri güçlerini ve siyasi bağlantılarını kullanarak büyük servetler elde ettiler. Ortaçağda, Kilise'den ve Avrupa devletlerinden çok daha büyük bir maddi güce ve zenginliğe ulaştılar. Bu büyük güç sayesinde tapınakçılar, zamanla devlet yöneticilerine, Kilise otoritelerine dahi söz geçirir hale geldiler. Pek çok ayrıcalık ve dokunulmazlık elde ettiler. Her türlü yolsuzluğun, ve karanlık işin düzenleyicisi oldular. Sapkın ve dejenere ayinler, ritüeller uyguladılar.
Tüm bu saydığımız nedenlerden dolayı da tutuklandılar, yargılandılar ve yasaklandılar. Ancak yeraltında örgütlenmeye devam ettiler. Ve bir süre sonra farklı bir isimle ortaya çıktılar: Masonluk.
Bu filmde, yüzyıllardır bir sır perdesi arkasına gizlenmiş olan masonluğun gerçek kökeni, yani Tapınak Şövalyeleri inceleniyor. Büyük bir ilgiyle izleyeceksiniz.

15 Kasım 2003



Bu eserin MP4 versiyonunu indirmek için tıklayın (iPhone, iPod)


  HarunYahya.Tv'de Online İzleyin
Harun Yahya - Filmler Film listesi için tıklayın
TAPINAK ŞÖVALYELERİ - (Düşük Kalite)  (AVI) 43,327 KByte
TAPINAK ŞÖVALYELERİ  (DIVX) 708,471 KByte
TAPINAK ŞÖVALYELERİ VE MASONLAR  (FLV) 82,253 KByte
TAPINAK ŞÖVALYELERİ VE MASONLAR  (MP4) 111,368 KByte
TAPINAK ŞÖVALYELERİNDEN HAÇLI SEFERLERİNE UZANAN YOL  (MPEG) 11,622 KByte
KUDÜSTEKİ GİZEM  (MPEG) 11,464 KByte
TAPINAKÇILARIN BATIYA HAREKETİ VE EKONOMİK GÜÇLERİNİN KAYNAĞI  (MPEG) 14,222 KByte
TAPINAKÇILARIN YARGILANIŞI VE PUTPERESET İNANÇLARI  (MPEG) 8,700 KByte
TAPINAKÇILARIN MİRASÇILARI MASONLAR  (MPEG) 16,236 KByte
KARINDEŞEN JACK CİNAYETLERİ  (MPEG) 6,472 KByte
P2 ÖRGÜTÜ MASONLARIN DEVLET İÇİNDE ÖRGÜTLENMESİ  (MPEG) 13,750 KByte
TAPINAK ŞÖVALYELERİ FARKLI İSİMLE YAŞAMAYA DEVAM EDİYORLAR  (MPEG) 7,610 KByte
GİRİŞ  (MPEG) 4,162 KByte
TAPINAK ŞÖVALYELERİ - TAMAMI -  (MPEG) 86,296 KByte

Alt Menü

Ana Sayfa

Kimlik

Üye Ol

Sık Kullanılanlarına Ekle

BAŞLANGIÇ SAYFASI YAP

AVRUPA KÜRT PARTİSİ AKP YE ve DAMAT TAYYİBE HAYIR...!
TÜRKÇÜ OTAĞI
Sohbet Girişi
SON YAZILAR
  • <%RecentEntryTitle%>
SON YORUMLAR
sag sol kavramları
sol milliyetci
MRB
PKK...disari
SiTESiNDE ATSIZCI SALDIRISI YAPAN PiC EKREM TEYMUR.
sağolun
.
Ben bu işten bir şey anlamadım gitti.
resim
allah seni korusun sedat reis
BİR AYET
Google
DOSTLAR
MİSAFİRLER

geovisite
geovisite

TÜRK MİLLİYETÇİLERİNİ DİNLE
<
DESTEK
Image Hosted by ImageShack.us Image Hosted by ImageShack.us
BANNER EKLEMEK İSTERSENİZ YORUM BÖLÜMÜNDEN BİLDİRİN...
DESTEKLEYENLER
GÖÇMEN KIZI
ATARAX26
KUTLU SESLENİŞ DERGİSİ
Bozkurt Dizin Pr3 - Site Ekle
TRsites.NET
Vote for this Site @ SanalOcak - Toplist

yeniListe.com
KISA ADRESLERİMİZ
www.turanadogru.tr.cx
www.turanyolcusu.tr.cx
www.turan.deriz.biz
İRTİBAT
SAYFA ve KONULAR HAKKINDAKİ GÖRÜŞ ve İSTEKLERİNİZ İÇİN YORUM BÖLÜMÜNÜ KULLANINIZ... BİREBİR İRTİBAT İÇİN SedatReisVatansever@hotmail.com SedatReisVatansever@gmail.com Sedat.Reis.TURAN@hotmail.com kavgamiz_turan@hotmail.com.tr BozkurtAtaturk@mynet.com BozkurtAtaturk@hotmail.com ADLI ADRESLERİMİZDEN HERHANGİ BİRİNİ KULLANABİLİRSİNİZ&
SİTENİZ İÇİN MÜZİK KUTUSU
Image Hosted by ImageShack.us Müzik Kutusu İçin>>>

http://sedatreisvatansever.blogcu.com

TÜRKÇÜ TURANCI FİKİR ALANI (Üye Olunuz)">